• +90 543 241 62 26
  • info@pragmahukuk.com

KETMİ VERESE MİRASÇININ GİZLENMESİ

KETMİ VERESE MİRASÇININ GİZLENMESİ

10 SORUDA KETMİ VERESE (MİRASÇININ GİZLENMESİ) DAVASI REHBERİ

 

Miras hukuku uygulamalarında sıkça karşılaştığımız, ancak teknik yapısı gereği sıklıkla diğer dava türleriyle karıştırılan konulardan biri "ketmi verese" yani mirasçının gizlenmesi durumudur. Hukuku sadece soyut teoriler üzerinden değil, somut hak kayıplarını önleyen pratik bir araç olarak ele aldığımızda; mirasçıların yasal haklarına kavuşması için atılması gereken adımların doğru belirlenmesi hayati önem taşır.

Aşağıda, ketmi verese davasının ne olduğunu, nasıl yürütüldüğünü ve özellikle sıkça karıştırıldığı "muris muvazaası"ndan (mirasbırakanın muvazaası) hangi yönlerle ayrıldığını 10 temel soruda inceledik.

 

1. Ketmi verese (mirasçının gizlenmesi) davası nedir ve hangi durumlarda gündeme gelir?

Cevap: Ketmi verese, kelime anlamı olarak "mirasçının gizlenmesi" demektir. Uygulamada genellikle mirasbırakanın (murisin) vefatının ardından, mirasçılardan bir veya birkaçının mahkemeye ya da notere başvurarak diğer yasal mirasçıları kasten veya sehven gizlemesi suretiyle eksik ya da hatalı bir veraset ilamı (mirasçılık belgesi) alması durumudur. Bu hatalı belgeye dayanılarak terekeye ait (miras kalan) malların, gizlenen mirasçının payı yok sayılarak intikal ettirilmesi ve paylaşılması halinde bu haksızlığın giderilmesi için açılan davalar bütününe "ketmi verese davası" denir.

 

2. Ketmi verese davasını kimler, kime karşı açabilir?

Cevap: Bu davayı, alınan hatalı veraset ilamında ismi geçmeyen, mirasçılık sıfatı gizlenen veya yok sayılan yasal mirasçılar açabilir. Davalı taraf ise, haksız ve gerçeğe aykırı mirasçılık belgesini alarak kendisi lehine haksız kazanç sağlayan, tereke mallarını kendi üzerine geçiren veya üçüncü kişilere devreden diğer mirasçılar ya da sahte mirasçılardır.

 

3. Ketmi verese ile muris muvazaası davası arasındaki temel fark nedir?

Cevap: Bu iki dava türü uygulamada en çok karıştırılan, ancak hukuki nitelikleri tamamen zıt olan kurumlardır.

Muris muvazaasında; işlemi yapan ve diğer mirasçılardan mal kaçırma kastıyla hareket eden kişi mirasbırakanın bizzat kendisidir. Muris yaşarken, asıl niyetini (bağış) gizleyerek tapuda satış gibi gösterir.

Ketmi veresede ise; mirasbırakanın hiçbir kusuru veya hileli işlemi yoktur. Olay tamamen mirasbırakanın vefatından sonra gerçekleşir. Sağ kalan bazı mirasçıların, diğer mirasçıları resmi makamlardan gizleyerek mal kaçırması söz konusudur. Yani birinde hileyi yapan ölen kişi, diğerinde ise sağ kalan kötüniyetli mirasçılardır.

 

4. Ketmi verese durumunda atılması gereken ilk hukuki adım nedir?

Cevap: Ortada hileli veya hatalı bir mirasçılık belgesi olduğu için, atılacak ilk adım Mirasçılık Belgesinin İptali ve Yeni Mirasçılık Belgesi Verilmesi davası açmaktır. Gizlenen mirasçı, öncelikle resmi olarak mirasçı olduğunu ispatlamalı ve o haksız belgeyi iptal ettirmelidir. Tapu iptal ve tescil davaları, bu yeni alınacak doğru mirasçılık belgesi üzerinden yürütülecektir.

 

5. Ketmi verese davalarında görevli ve yetkili mahkeme neresidir?

Cevap: Ketmi verese nedeniyle açılacak mirasçılık belgesinin iptali davalarında görevli mahkeme Asliye Hukuk Mahkemeleridir. Yetkili mahkeme ise mirasbırakanın son yerleşim yeri mahkemesi olabileceği gibi, davacı mirasçının kendi yerleşim yeri mahkemesi de olabilir. Ancak konu tapu iptal ve tescile evrildiğinde, taşınmazın bulunduğu yer mahkemesi kesin yetkili hale gelir.

 

6. Muris muvazaasında zamanaşımı olmaması kuralı ketmi verese davaları için de geçerli midir?

Cevap: Her iki dava türü de mülkiyet hakkına ve yolsuz tescile dayandığı için bazı benzerlikler taşır. Muris muvazaası davası, ortada mutlak bir butlan (geçersizlik) olduğu için hiçbir zamanaşımı veya hak düşürücü süreye tabi olmadan her zaman açılabilir. Benzer şekilde, ketmi verese sebebiyle hatalı veraset ilamının iptali ve bu ilama dayalı olarak oluşturulan yolsuz tapu kayıtlarının iptali (tapu iptal ve tescil) davası da kural olarak zamanaşımına tabi değildir. Kötüniyetli zilyetlere karşı mülkiyet hakkı her zaman ileri sürülebilir.

 

7. Gizlenen mirasçının hakkı olan taşınmazlar intikal ettirilmişse tapu iptal ve tescil talep edilebilir mi?

Cevap: Evet, en temel amaç budur. Gerçeğe aykırı mirasçılık belgesine dayanılarak tapuda yapılan intikal işlemleri hukuken "yolsuz tescil" hükmündedir. Gerçek hak sahibi olan gizlenmiş mirasçı, mirasçılık belgesini iptal ettirdikten sonra (veya bu iptal davasıyla eş zamanlı olarak), kendi miras payı oranında Tapu İptal ve Tescil Davası açarak taşınmazların kendi adına tescil edilmesini sağlayabilir.

 

8. Ketmi verese ve muris muvazaası davalarında tapu iptal taleplerinin hukuki dayanakları açısından farkı nedir?

Cevap: Sonuçları itibariyle her ikisi de tapunun iptaliyle sonuçlansa da dayandıkları hukuki zemin farklıdır.

Muris muvazaasında tapu iptalinin nedeni; mirasbırakanın yaptığı sözleşmenin (örn. satış) muvazaa nedeniyle baştan itibaren geçersiz (batıl) olmasıdır. Ortada geçerli bir hukuki işlem hiç kurulmamıştır.

Ketmi veresede tapu iptalinin nedeni ise; tapu sicilinin dayandığı resmi belgenin (veraset ilamının) sonradan gerçeğe aykırı olduğunun tespit edilmesidir. İşlem baştan görünürde resmi kurallar çerçevesinde yapılmış olsa da, dayanak belgenin çökmesiyle birlikte tapu kaydı "yolsuz tescil" haline gelir ve düzeltilmesi istenir.

 

9. Taşınmazlar mirasçılar tarafından üçüncü kişilere satılmışsa, bu kişilerden tapuyu geri almak mümkün müdür?

Cevap: Bu durum tamamen üçüncü kişinin "iyiniyetli" olup olmamasına bağlıdır. Türk Medeni Kanunu'nun 1023. maddesi gereği, tapu siciline güvenerek iyiniyetle mülkiyet hakkı kazanan üçüncü kişilerin bu kazanımları korunur. Yani evi alan üçüncü kişi, mirasçının gizlendiğini bilmiyor ve bilebilecek durumda değilse, ondan tapu geri alınamaz (bu durumda kötüniyetli mirasçılardan bedel tazmini istenir). Ancak evi alan kişi, ketmi verese durumunu biliyor, kötüniyetli mirasçılarla işbirliği yapıyor veya durumu bilebilecek konumda olan bir akraba/tanıdıksa, onun iyiniyeti korunamayacağından üçüncü kişiye karşı da tapu iptal davası açılabilir.

 

10. Ketmi verese davası açarken, hak kaybı yaşamamak için alınması gereken en önemli hukuki tedbir nedir?

Cevap: Dava süreci devam ederken, davalı konumundaki kötüniyetli mirasçıların dava konusu taşınmazları apar topar üçüncü kişilere satıp paraya çevirme (mal kaçırma) riski çok yüksektir. Bu sebeple, dava açılırken dilekçede mutlaka taşınmazların üçüncü kişilere devrinin önlenmesi amacıyla "İhtiyati Tedbir" talep edilmelidir. Mahkemece tapu kaydına konulacak tedbir veya davalıdır şerhi, olası hak kayıplarının ve davanın sonuçsuz kalmasının önüne geçecek en güçlü kalkandır.


YASAL UYARI:

Pragma Hukuk & Danışmanlık sitesinde yer alan yazılar, makaleler ve bilgiler yalnızca genel bilgilendirme amacı taşımaktadır ve hukuki tavsiye veya mütalaa niteliğinde değildir. Mevzuatın değişmesi nedeniyle bilgiler güncelliğini yitirmiş olabilir. Bu nedenle, sitede yer alan bilgilere dayanarak hareket etmeden önce mutlaka güncel mevzuat teyit edilmeli ve profesyonel bir avukattan hukuki yardım alınmalıdır. Site içeriğindeki olası hatalardan veya eksikliklerden dolayı sorumluluk kabul edilmemektedir. 

Pragma Hukuk & Danışmanlık

Pragma Hukuk & Danışmanlık

Online : 1
Bugün Tekil : 18
Bugün Çoğul : 51
Dün Tekil : 19
Dün Çoğul : 32
Toplam Tekil : 130893
Toplam Çoğul : 321309